Mimar'ın Sitesi Ana sayfaya dönüş

Mimarlık Dalgalan sen gururumuz olan bayrağımız. Dalgalan ki, göğsümüz kabarsın.



Mimar Sinan ve Günümüz Mimarisi

-Üçüncü Bölüm-


 

3. BÖLÜM

DEĞERLENDİRME

Bazı ana konuları kısaca irdelersek şunu görmekteyiz:

3.a. ŞEHİRCİLİK

Şehircilik açısından bilindiği gibi imar planı haricinde herhangi bir yapı yapmak yasal yönden mümkün değildir. İmar planında yol, okul, sağlık yapıları, spor tesisleri, idari yapılar ve cezaevlerine kadar akla gelebilecek her yapı için her nüfus başına ayrılacak alanlar ilgili yönetmeliğinde tespit edilmesine rağmen; camiler için kesin ve net bir kıstas 30 Eylül 1998 tarihine kadar bulunmamakta idi. Bu tarihe kadar İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin "Kentsel ve Sosyal Teknik Altyapı" ana başlığı altında yer alan "Sosyal ve Kültürel Yapılar" için belli alanlar ayrılmış olup camiler için münhasıran herhangi bir alan ayrılmamış idi.

Bu konuyu kamu sektöründeki şehir plancıları ve mimarları ile yaptığımız görüşmede şu yönde görüş vermişlerdir: "Cami yapımı için herhangi bir resmi kuruma kanunla görev verilmemiştir. Arsasının kamulaştırılması ve caminin yapımı resmi sektör açısından ortada kalacağı için camiler için herhangi bir kıstas konulmadığını tahmin ediyoruz" denilmektedir. (7) Bunun neticesinde camilerin dağılımı ve arsa büyüklükleri, imar planı yapan müellifler ile belediyelerin taktirine kalmaktadır. Elde kesin bir kıstas olmadığı için de camilerin yoğunluğu, dağılımı ve alanları çok dengesiz olmaktadır

Yapılan camilerin arsaları için imar planı tadilatı genelde yapılmamaktadır. Bazan ihtiyacı görmek için bir apartmanın bir dairesinde, bodrum katında ve sağlıksız yerlerde mescitler açılmaktadır.

Cami dernekleri ise eski eser camileri yıkarak yerine kubbeli camiler yapma gayreti içindedirler. Birbirine çok yakın veya uzak camiler olabildiği gibi Cuma ve Bayram Namazları için bile büyük gelebilecek büyüklükte cami yapmaktadırlar. (8)

Bu konudaki müspet gelişmelerden ilki 31.7.1998 tarihinde kabul edilerek 2.8.1998 gün ve 23421 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "4380 sayılı İmar Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun"dur. Bu ek madde; "İmar planlarının tanziminde planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile müstakbel ihtiyaçları gözönünde tutularak lüzumlu cami yerleri ayrılır. İl, ilçe ve kasabalarda müftünün izni alınmak ve imar mevzuatına uygun olmak şartıyla cami yapılabilir. Cami yeri, imar mevzuatına aykırı olarak başka maksatlara tahsis edilemez." hükmünü getirmiştir.

İkinci müspet gelişme ise Resmi Gazetenin 30.9.1998 tarih ve 23479 sayılı nüshasında yayımlanan "İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine ait Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik"tir. Buna göre mevcut yönetmeliğin 10.maddesi "Hazırlanacak her ölçekteki imar planlarının yapım ve değişikliklerinde planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri gözönünde tutularak sosyal ve teknik donatı alanlarında Ek:1'deki tabloda belirtilen asgari standartlara uyulur." şeklinde değiştirilmiş, 21.maddesine de "Dini yapı alanlarına ilişkin planlarda ve değişikliklerinde il müftülerinin görüşü alınır." fıkrası eklenmiştir.

Ayrıca aynı yönetmeliğin eki olan "Kentsel, Sosyal ve Teknik Alt Yapı" başlıklı Ek 1 tablosunda yer alan "Sosyal ve Kültürel Yapılar" ifadesi ise

"Kültürel Yapılar 0.5 m2/kişi 1.0 m2/kişi 2.0 m2/kişi 2.5 m2/kişi

Dini Yapılar 0.5 m2/kişi 0.5 m2/kişi 0.5 m2/kişi 0.5 m2/kişi" şeklinde değiştirilmiş,

"Camiler Asgari Alan (m2) büyüklüğü

    1. Küçük Cami 2.500
    2. Orta Cami (Semt cami) 5.000
    3. Büyük Merkez Cami 10.000" şeklindeki "EK 1-e" tablosu eklenmiştir.

Bu yasal değişikliklerin faydaları ve/veya aksayan yönleri bir süre uygulandıktan sonra görülebilecektir.

3.b. TEKNOLOJİK DURUM

Teknolojik yönden ise günümüzde ne olmuştur? Sanayi devriminden sonra teknolojide köklü değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. Dökme demirin yapılması, çimentonun imali ve betonarmenin kullanılmaya başlaması ile yapı sanatında da değişim süreci hızlanmaya başlamıştır. Betonarmenin yanı sıra çelik de taşıyıcı sistem olarak tek başına -özellikle yüksek yapılarda- kullanılmıştır. Şimdilerde ise yüksek teknoloji sayesinde cam ve fiber gibi malzemelerin de taşıyıcı sistem olarak yaygınlaştırılması için çalışmalar devam etmektedir.

Ancak yeni gelişmelere uygun çağdaş formlar yerine kendi çağının kârgir yapım tekniğine uygun olarak inşa edilen camiler aynen tekrar edilegelmektedir. Çağdaş malzeme ve taşıyıcı sistemlerin gereği olan formlar araştırılmalıdır. Camilerin hat, kalem işi, çini, ahşap işleri ve benzer işler için modern malzeme ve gereği olan formlar için de araştırmaya gidilmelidir.

İslâm dini ibadethaneler için herhangi bir form sınırlaması getirmemiştir. 21. yüzyıla çok az kala, Bilgi Çağını süratle yaşarken çağdaş çözümleri üretmek ve yaygınlaştırmaya çalışmak öncelikle biz mimar, mühendis ve teknik elemanların görevi olmalıdır.

3.c. BAZI ÇÖZÜMLER

Bu kısımda son olarak baştan bu tarafa tartıştığımız konular ışığında bugün için yapabileceğimiz bir kaç somut öneriyi sıralıyorum:

    1. Gerekli politikalar üretilip uygulanarak gecekondulaşma ve sağlıksız kentleşmenin önüne geçilmelidir.
    2. Lüzumlu lüzumsuz her yer için tip proje uygulamasından vazgeçilerek, yerine ve şartlarına uygun projeler üretilmelidir.
    3. Camiler için imar planlarının üretilmesi sırasında kullanılmak üzere "nüfus başına gerekli alan kriteri", yürüme mesafesi de göz önüne alınarak gerekli kıstas geliştirilmelidir.
    4. Özellikle camiler için çağdaş malzeme ve taşıyıcı sistemler kullanılarak çağdaş formlar üretilmelidir. Bir kaç proje yarışması açılarak başlangıç yapılabilir.
    5. Eski eser camiler ve diğer eski eserler mümkün olduğunca korunmalı, bu eserlerin hem anı değerleri, hem vakıf olmaları nedeniyle hukuki sorumluluğumuz hem de ekonomik değerleri göz önüne alınarak yaşatılması temin edilmelidir.
    6. Bu konuda muhtelif eğitim metotlarıyla kamuoyu aydınlatılmalı, eğitimin çok önemli bir olgu olduğu unutulmamalıdır.
    7. Bütün bu eğitim ve uygulamalar neticesinde halkın desteği ve katılımı muhakkak alınmalıdır. Unutulmalıdır ki, halkın, geniş kitlelerin desteğini ve katılımını almamış hiç bir uygulama yeterince başarılı olmamıştır.

 

 

DİPNOTLAR:

1. Bu konuda çok enteresan bir tarihi olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Sultan Sarı Selim Edirne'de büyük ve şanına yakışır bir cami yapılması için emir buyurduğunda cami yeri için satın almalar başlar. Satmaya pek yanaşmayanlara da yüksek bedeller teklif edilince onlar da yapılacak cami için yerlerini satarlar. Ancak yaşlı bir kadın ne kadar bedel artırılırsa artırılsın yerini vermeye yanaşmaz. Orada onun baba ve dedelerinden kalma hatıraları olduğunu, zaten kendisinin yaşlı ve belki hayatta son günlerini yaşadığından bahisle yerini kesinlikle vermez. Yeniden fiyat artırma ve ricalar da fayda etmez. Bir süre bu konu sürüncemede kalır. Aksi gibi kadının yeri de caminin tam ortasına denk gelmektedir. Kıyıda köşede olup da planı kaydırabilecek bir durum yoktur. Sinan bizzat kendisi de yalvarmasına rağmen sonuç olumsuzdur. Sultan ve Sinan çaresizdir. Fakat bir zaman sonra kadın vermemekten vazgeçer ve "madem böyle büyük bir cami yapılacak ben buna mani olmayayım vereyim" der. Gönülsüzce verir. Sinan bu olayın anısına yüzlerce yıl sonra bile hatırlanabilecek bir işaret bırakır bizlere. Bu nedir biliyor musunuz? Görenler bilir, Selimiye camiinin müezzin mahfeli ana kubbenin tam kilit noktasının altına isabet eder. Bu mahfeli mermer sütunlar taşır. Sinan buraya yaptığı lale motiflerinden birini ters olarak işletmiştir. İşte bu ters lale gönülsüzce gerçekleşen bu tarihi olayı bize anlatmaktadır.

Ancak camiyi ziyaretlerimden birinde kadınların buraya ellerini sürerek dilekte bulunduklarını gördüm. Sıraya girmişlerdi. Hem her gelen elini süre süre lalede bir aşınma başlamıştı. Bu sahanın mütehassıslarından öğrendiğimize göre bu tip hareketler bid'attır ve hurafedir. Faydasız bir harekettir. Bunu da yeri gelmişken hatırlatmış olmayı bir görev bildim.

2. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için bkz. GÜNGÖR, İ. Hulusi, "Sinan'ın Teknolojisi", Türk Vakıf Medeniyeti Çerçevesinde "Mimar Sinan ve Dönemi" Sempozyumu VI. Vakıf Haftasında sunular tebliğler, İstanbul, 1989

3. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için bkz. GÜNGÖR, İ. Hulusi, "Sinan'ın Teknolojisi", Türk Vakıf Medeniyeti Çerçevesinde "Mimar Sinan ve Dönemi" Sempozyumu VI. Vakıf Haftasında sunular tebliğler, İstanbul, 1989

4. Bu konuda Mimar Sinan ile Sultan Süleyman arasında yaşanan tarihi bir olay vardır. Kanuni Sultan Süleyman için Süleymaniye Camii yapılmaktadır. Sinan bu yapıda temelleri attıktan sonra inşaata devam etmez bir süre bekler. Bu durumda Kanuni'nin canı sıkılır ama bir şey demez. Gel zaman git zaman caminin yapımı sırasında bir şayia çıkar ki; Sinan işi gücü bırakmış camide hem de içinde nargile tüttürmektedir. Bu duruma Sultan fena halde içerler. Camiye bir baskın yapar. Bir bakar ki, Sinan gerçekten hem de caminin içinde ve ortasında nargilesini fokurdatmaktadır. Ona seslenir. "Ben caminin bitmesini arzu ederim sen ise keyifle nargile tüttürmektesin" diye biraz sinirlenir. Sinan ise gayet sakin bir biçimde "Sultanım siz yanılıyorsunuz ben nargile içmiyorum. Bakın tömbekisinde ateş yoktur." deyince Sultan ve etrafındakiler bir bakarlar ki, hakikaten Sinan'ın fokurdattığı nargilede ateş yanmamaktadır. Sinan devam eder: "Caminizin ses vaziyeti iyi olsun diye temrin yapmaktayım." der.

5. Burada çağdaş malzeme ve formlar ile yapılan sınırlı sayıdaki örneği ayrı tutuyoruz. İstisna olan az sayıdaki örnek elbette genellememizi değiştirmez.

6. Burada da azınlıktaki iyi örnekleri saklı tutuyoruz.

7. Gerçi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün köylerde cami yaptığını biliyoruz. Tabii bu durum şehirlerle alakalı olmadığı için istisna sayılabilir.

8. Bu konudaki çalışmalarımı derleyip toparlamam ilk defa TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesinin 30 Nisan 1997 tarihinde düzenlediği "SİNANDAN GÜNÜMÜZE ÇAĞDAŞ YORUM, Sinan'dan günümüze değişen koşullar, değişen teknoloji ve değişmeyen mimari anlayışlar; camiler örneği" adlı panele panelist olarak katılmam münasebetiyle başlamıştır. Daha sonra 29 Mayıs 1998 tarihinde Mimarlar Odası İskenderun Temsilciliğince tertip edilen "Mimar Sinan ve Günümüz Mimarisi" adlı ve 1 Temmuz 1998'de Dünya Mimarlar Günü münasebetiyle Mimarlar Odası Osmaniye Mesleki Denetim Görevliliği ile Osmaniye Belediye Başkanlığının birlikte tertip ettikleri "Mimar Sinan'dan Günümüze Dini Yapılar" adlı konferanslarda aynı konuyu işlemiş ve konunun değerlendirmesini ilgili kamuoyunun nazarlarına sunmuştum. Aslında bu konferanslarda konuyu Sinan dönemi ve günümüze ait 100 slayt eşliğinde görsel olarak anlatma fırsatı bulmuştum. Ancak hem metin hem de 100 slaytlık malzemenin bir derginin muhtevasına sığmayacağı açıktır. Belki ileride konuyu kısımlara ayırarak fotoğraflarla anlatmak mümkün olabilir.

 

Not-1: Dipnotlar bu bölümün sonundadır.
Not-2: Bu metin Yapı Dünyası dergisinin Ekim 1999 tarihinde yayımlanan 43. sayısında neşredilmiştir.

1. BÖLÜM 2. BÖLÜM 3. BÖLÜM

Mimar
MİMARLIK SAYFASINA DÖNÜŞ


© Mimar'ın Sitesi, Bu sayfa Mimar tarafından hazırlanmıştır. 1999-2001